Adres:

Çelebiler Mh. 112. Cad. Tuhafiyeciler Sitesi K: 3 No: 136 Merkez/Isparta

Çalışma Saatleri:

P.tesi-C.tesi: 09.00-18.00

Aile Konutu Tespiti Davası ve Tahliye Taahhüdüne Etkisi

Burada kira ilişkilerinde bir eşin konutu kiralayıp tahliye taahhüdünde bulunması durumları açısından değerlendirmeler yapılacaktır.

Aile Konutu Tespiti Davası Nedir?

Eşlerin birlikte yaşadıkları konutun aile konutu olduğunun tespit edilmesi istemi üzerine açılan aile konutunun tespiti davası, gerek kiracının kiraya verene karşı ve gerekse eşlere bazı hak ve sorumluluklar yüklemektedir.

Aile Konutunun Tespiti Hükümleri

Türk Medeni Kanunu 194. Maddesinde ve Türk Borçlar Kanunu 349. Maddesinde aile konutu ile ilgili hükümler düzenlenmiş bulunmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 194’te;

“II. Aile konutu

Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur”

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 349’da;

“b. Aile konutu

MADDE 349- Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.

Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir.

Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.”

Aile Konutunun Tespiti İstemi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 194’üncü madde ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 349’uncu madde hükümlerinin birlikte yorumlanması ile; eşlerden birinin kira sözleşmesi ile konut kiralaması halinde sözleşmenin tarafı olmayan diğer eşin kiraya verene yapacağı bildirim ile sözleşmeye taraf olmayan eş de sonradan kira sözleşmesinin tarafı olacağı gibi sözleşmeden ötürü kiraya verene karşı sorumlu hale gelecek ve de diğer eş, kira ilişkisini sonlandırma iradesine tek başına sahip olamayacaktır.

Ayrıca sözleşmenin tarafı olduğunun kiraya verene sonradan bildirilmesinin yanında kiralanan konutun aile konutu olarak kullanıldığına dair tespitte bulunulmasını Aile Mahkemesinden de talep etmek gerekmektedir.

Aile Konutunun Tespitinin Tahliye Taahhüdüne Etkisi

Özellikle son dönemde kiracılar ve kiraya verenler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar dolayısıyla tahliye taahhüdüne dayalı tahliye talebine karşı ileri sürülebilecek itiraz ve şikayet yolu olarak aile konutunun tespiti ve bu konudaki hükümler oldukça önem arz etmektedir.

Yargıtay içtihatları doğrultusunda; kiralananın aile konutu olduğu ve sözleşmenin tarafı olmayan eşin kiraya verene kendisinin de sözleşmenin tarafı olduğunu bildirmesi halinde sözleşme akdeden ve tahliye taahhüdünde bulunan eşin vermiş olduğu taahhütname, kira ilişkisini tek başına sonlandırma iradesi taşıdığı için sözleşmeye sonradan taraf hale gelen eşin rızası bulunmuyorsa geçersiz hale gelecektir.

Ancak burada izah edilen hususların geçerlilik kazanabilmesi için zamanında ihtarda bulunmak ve tespit istemek oldukça önemlidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki tahliye taahhüdüne dayalı icra takiplerinde taahhütnamenin takibe konulması halinde icra müdürlerinin, kiralananın aile konutu olup olmadığını kontrol etme gibi bir yükümlülükleri bulunmadığı için hak kaybına uğramamak adına zamanında müdahale oldukça elzemdir.

Nasıl Yardımcı Olabiliriz?